Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da elçilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suç da vardır. Beni öldürmelerinden korkuyorum" demişti.
Ash-Shu'ara' 26:13
Compare 5 Turkish translations
وَيَضِيقُ صَدْرِي وَلَا يَنْطَلِقُ لِسَانِي فَأَرْسِلْ إِلَىٰ هَارُونَ
DragHold to move · × to hide
(Bu durumda) içim daralır, dilim dönmez; onun için Harun'a da elçilik ver.
“Ve göğsüm daralır, dilim çözülmez; bunun için Hârûn da (vahiy) gönder.
"Ve göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver."
“Ya Rabbî” dedi, “Korkarım ki beni yalancı sayarlar, benim de göğsüm daralır, dilim tutulur. Onun için Harun'a da risalet ver!” [28,34; 20,29] {KM, Çıkış 4,10-14}
veyeḍîḳu ṣadrî velâ yenṭaliḳu lisânî feersil ilâ hârûn.