Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
Ash-Shu'ara' 26:97
Compare 5 Turkish translations
تَاللَّهِ إِنْ كُنَّا لَفِي ضَلَالٍ مُبِينٍ
DragHold to move · × to hide
Vallahi, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.
“Allah’a andolsun, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.”
"Vallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."
Orada putlarıyla çekişirken şöyle derler “Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık içinde imişiz!”“Çünkü biz sizi Rabbülâlemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mücrimler oldu.“Şimdi artık ne şefaatçimiz var bizim, ne candan bir dostumuz!” “Ah! Ne olurdu, imkân olsa da dünyaya bir dönsek ve müminlerden olsaydık!” [36,56; 40,47; 7,53; 38,64]
tellâhi in künnâ lefî ḍalâlim mübîn.