Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
Ash-Shu'ara' 26:99
Compare 5 Turkish translations
وَمَا أَضَلَّنَا إِلَّا الْمُجْرِمُونَ
DragHold to move · × to hide
Bizi ancak o günahkarlar saptırdı.
Bizi o suçlulardan başkası saptırmadı.
"Ve bizi hep o günahkarlar saptırdı."
Orada putlarıyla çekişirken şöyle derler “Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık içinde imişiz!”“Çünkü biz sizi Rabbülâlemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mücrimler oldu.“Şimdi artık ne şefaatçimiz var bizim, ne candan bir dostumuz!” “Ah! Ne olurdu, imkân olsa da dünyaya bir dönsek ve müminlerden olsaydık!” [36,56; 40,47; 7,53; 38,64]
vemâ eḍallenâ ille-lmücrimûn.