"Ey Adem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de güneşin sıcağında kalırsın" dedik.
Ta-Ha 20:118
Compare 5 Turkish translations
إِنَّ لَكَ أَلَّا تَجُوعَ فِيهَا وَلَا تَعْرَىٰ
DragHold to move · × to hide
Şimdi burada senin için ne acıkmak vardır, ne de çıplak kalmak.
Oysa Cennet'te ne acıkırsın, ne de açık/çıplak kalırsın.
"Doğrusu senin acıkmaman ve çıplak kalmaman (ancak) cennettedir. "
“Sen cennette asla açlık çekmeyecek, asla çıplak kalmayacaksın. Orada asla susuzluk çekmeyecek ve güneşin kavurucu sıcağına mâruz kalmayacaksın.
inne leke ellâ tecû`a fîhâ velâ ta`râ.